Rüyalar, Gerçeklik ve Melodi

Hayat bazen öyle anlarla doludur ki, rüyalarla gerçeklik arasındaki sınır bulanıklaşır. Zihin, bilinmeyenin kapılarını aralar ve kendinizi evrenin sırlarına dokunurken bulursunuz. Bu yazıda, benim için oldukça özel bir metafizik deneyimden ve bunun bana nasıl ilham verdiğinden bahsetmek istiyorum.

 

Bir gece, oldukça gerçekçi bir rüyanın içinde buldum kendimi. Bir otobüs durağında bekliyordum. Durağın çevresi, günümüz dünyasının ötesinde bir teknolojik düzeye sahipti. Gelen otobüs, dar bir girişe sahipti ve bir X-ray cihazıyla donatılmıştı. İçeride ise, bizim ulaşım sistemlerimizde alışık olmadığımız bir zarafetle, bir hostes beni karşıladı. “Burası hangi yıl?” diye sorduğumda, ısrarlı sorularımın ardından bir yolcu bana “32” yanıtını verdi. Gördüğüm dijital saat ise 12.80.32 tarihini gösteriyordu. Bu detaylar, o anda hem büyüleyici hem de kafa karıştırıcıydı. Ancak tıpkı diğer metafizik deneyimlerimde olduğu gibi, mantıksal sorular sormaya başladığımda her şey bir anda son buldu ve uyandım.

 

Bu deneyim benim için sadece bir rüya değildi. Gerçekliğin ötesine bir bakış, zaman ve mekan kavramlarının sınırlarını zorlayan bir tecrübeydi. Böyle bir deneyimden ilham almamak mümkün mü? Henüz bu yaşantıyı melodilere dökme fırsatı bulamasam da, içimde bu deneyimin hissettirdiklerini ifade etme isteği büyüyor. Şimdilik, bu ilhamın zihnimde olgunlaşmasını bekliyorum.

 

Müzik, benim için yalnızca bir sanat değil; aynı zamanda bir köprü. Rüyalarla gerçeklik, geçmişle gelecek arasında gidip gelen bir yolculuk. Belki bir gün, bu otobüs deneyimini de bir besteye dönüştürüp paylaşma şansı bulurum. Şimdilik, bu yazıyla sizi bu içsel yolculuğun bir parçası yapmayı diliyorum.

 

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir